Yazar: İnegöl Bordo Gazete

Siyasal Yerel Gazete Bursa/İnegöl
Amenerasulu

Amenerasulu

﴾285﴿Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler. ﴾286﴿Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!

Millî Misâk ve Türkiye Cumhuriyeti

Millî Misâk ve Türkiye Cumhuriyeti

Türk devletinin millî siyaset belgesi Birinci Madde‐ Devlet‐i Osmâniyye’nin münhasıran Arab ekseriyetiyle meskûn olub 30 Teşrîn‐i evvel [Ekim] 1918 tarihli Mütârekenin hîn‐i akdinde muhâsım orduların işgali altında kalan aksâmının mukadderâtı, ahâlisinin serbestce beyân edecekleri ârâya tevfîkan tâyin edilmek lâzım geleceğinden, mezkûr hatt‐ı mütâreke dâhil ve haricinde dînen, örfen, emelen müttehid ve yekdiğerine karşı hürmet‐i mütekâbile ve fedakârlık hissiyatıyla meşhûn ve hukuk‐i ırkiyye ve ictimâiyyeleriyle şerâit‐i muhîtiyyelerine tamamiyle riâyetkâr, Osmanlı İslâm ekseriyyetiyle meskûn bulunan aksâmın hey’et‐i mecmuâsı hakîkaten veya hükmen hiçbir sebeble tefrîk kabul etmez bir külldür. (Birinci Madde‐ Osmanlı Devleti’nin, özellikle Arap çoğunluğunun yerleşik olduğu, 30 Ekim 1918’de [Mondros] mütârekesinin imzalandığı sırada, düşman ordularının işgali altında kalan kesimlerin mukadderâtı, halkının serbestçe verecekleri karara/iradeye/reylere uygun olarak belirlenmesi gerekeceğinden,

Hava tahmin raporu yağmur getirir mi?

Hava tahmin raporu yağmur getirir mi?

Hava tahmin raporu yağmur getirir mi?.. getirebilir mi?.. acaba bir yerde hata mı yapıyoruz?.. Önceki hafta susuzluktan barajlar kapatılıp günlerce suyumuz kesik kaldıktan ve depomuzdaki su bittikten sonra, şişelerle, kovalarla yaşamı sürdürmeye çalışırken, demiştim ki, “Meğer su Allah’tan geliyormuş… bunu unutmuşuz. Böylelikle hatırlamış olduk.” Yaz aylarında bahçelerimizi sulayarak, üzerimize düşeni ve elimizden geleni yapmış olduğumuzu umuyorum. Şu halde, toprak, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, biz insanlar, bulutlar, ve su… tümü Yaradan’a ait olduğuna göre… üzerimizden bulutlar geçip geçip de, niçin hâlâ bırakmaz tarlalarımıza yağmurlarını?.. Aklımıza hemen küresel ısınma, iklim değişikliği, hatalı arazi kullanımı, bitki örtüsü kayıpları, vs. geliyor, değil mi? Ama, sadece bir yıl arayla, koca bir ay sarkar mı ki yağmur mevsimi?.. Biraz tuhaf değil mi?

Don Yağı İşlenmemiş) İmalata Destek.

Don Yağı İşlenmemiş) İmalata Destek.

KOSGEB tarafından desteklenen sektörler 1 Şubat 2025 tarihli ve 32800 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan KOSGEB Tarafından Verilecek Hizmetler ve Desteklerden Yararlanacak İşletmelere İlişkin Sektörel ve Bölgesel Önceliklerin Belirlenmesi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenmiştir.

Tescilli bozguncular.

Tescilli bozguncular.

Tescilli bozguncular. İran 1539 Kars’ı Şirin antlaşması ile sınırlarımız mevcut halini almıştır. O gün daha abd diye bi ülke bile yoktur.Komşularımız ile iyi geçinmek, iyi ilişkiler kurmak varken. Bizlerde bi amerika sevdası hasıl ölmüş ve bu günkü olaylar cereyan etmiştir. Bizler Elhamdülilah Müslüman insanlarız.Lakin gücümüz kuvvetimiz yok ki bir kötülük gördüğümüzde el ile düzeltebilelim. Bilgimiz becerimiz yok ki dil ile düzeltelim. En zayıf olan kalben BUUZZ Edebiliyoruz Maalesef kalben buuzz etmekten Hem Vallahi ham billahi Kalbimiz Kapkara oldu.Rabbim! Mazlumların dünyasında kıyametler koparken: Zalimlerin yastığına Rahat yüzü göstermesin inşallah. Amma velakin 1481 yılında Endülüs Emevileri İspanyada Tescilli bozguncu olan yahudilerin soyunu yok ederlerken 2. Beyazıt Gemilerle bu bozguncu yahudileri kurtarmış vede Maalesef ki Osmanlının yıkılmasına ilk

Uyanışa Çağrı

Uyanışa Çağrı

Bu haftaki Dipsizgölköyü kıraathane sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.Köy meydanında, trafonun orada mahşerî bir kalabalık toplanmış, İncili Dede’yi beklemektedir. Yatsı namazından gelen cemaat de mahşerî kalabalığa katılır. Yaşça büyük olanlar köy kahvesine geçip masalara otururken, ayakta kalan gençler büyük bir heyecanla bu haftaki konuyu beklemektedir. Kalabalığın heyecanına şahit olan İncili Dede, “Bu haftaki konumuzu Rüstem Dede anlatacaktır.” deyince, kıyıda oturan Süpürgeci Mümin Dede,“Sadıç, bu hafta çaylar benden olsun!” der.“Tamam sadıç, çaylar senden; kekler de Kuru Arif sadıcımdan olsun.” diyerek kahveci Karakulak Mustafa’ya siparişler iletilir. Bir taraftan çay servisi, bir taraftan kek dağıtımı başlar. Ve söz artık Rüstem Dede’dedir. “Öncelikle, sadıcım İncili Dede’ye bu hafta sözü bana verdiği için teşekkür ederim. Sağ ol, var ol sadıcım.

Yeni Siyasetin Sütunları

Yeni Siyasetin Sütunları

Geçmişteki gürültülü tartışmalardan yorgun düşen toplumun, bugün sakin bir nefese ihtiyacı var. Bu nefes, ideolojilerden ziyade aklı merkeze alan, herkesin sesine kulak veren ve somut çözümler üreten bir yaklaşımla mümkün. Ekonomik belirsizlikler içinde savrulurken, sağlam adımlar atmak gerekiyor: Şeffaf ekonomi yönetimi, kurallara dayalı bir hukuk düzeni ve liyakat.Bugünün dünyasında, kapsayıcılık lüks değil, zorunluluk. Gençlerin sesini duymadan, kadınların ve farklı kesimlerin taleplerini dikkate almadan, ilerlemek imkânsız. Özgürlükler, fikirlerin çatışmasından korkmak yerine, o fikirlerin bizi zenginleştireceğini bilerek yeşermeli.Siyaset artık yeni bir dil istiyor: Kutuplaştırmayan, uzlaştıran; abartılı vaatlerle değil, ayakları yere basan planlarla konuşan. Geçmişten ders alarak, geleceğe umutla bakmak elimizde. Bu sütunlarda, işte bu yeni siyaset kültürünün temellerini inşa etmeliyiz.Bu yüzden artık şunu açıkça söylemek gerekiyor: Sorunlarımızın

Ayetel Kürsi

Ayetel Kürsi

Allah ki, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, ebedî diridir. Varlığı kendinden olup bütün kâinatı yönetendir. O’nu ne bir uyuklama ne de bir uyku yakalayabilir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan O’nun huzurunda kim kalkıp da şefaat edebilir? O, kullarının geleceğini de bilir, geçmişini de. Kullar ise, dilediği dışında O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kuşatmıştır. Dolayısıyla her ikisini de koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. En yüce ve en büyük yalnız O’dur.